<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
  xmlns:webfeeds="http://webfeeds.org/rss/1.0" version="2.0">
  <channel>
    <title></title>
    <link>https://ersinyilmaz.co</link>
    <description></description>
    <webfeeds:cover image="https://cdn.ersinyilmaz.co/assets/images/posts/large/digital-life.jpg"/>
    <webfeeds:icon>https://cdn.ersinyilmaz.co/ersinyilmaz.jpg</webfeeds:icon>
    <webfeeds:related layout="card" target="browser"/>
    <webfeeds:analytics id="" engine="GoogleAnalytics"/>
    
    
      
    <item>
      <title>AGI Geliyor mu? CEO Tahminleri, Teorik Sınırlar ve Einstein Testi</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2026-02-22T10:00:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/agi-2026da-mi-geliyor/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/agi-2026da-mi-geliyor/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Yapay Genel Zeka tartışması hiç bu kadar hararetli olmamıştı. AGI'nin ne olduğunu, ne zaman gelebileceğini, teorik sınırlarını ve CEO tahminlerini masaya yatırıyoruz.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Yapay Genel Zeka (AGI) tartışması hiç bu kadar hararetli olmamıştı. Şu an 2026 Şubat'ındayız ve AI dünyası adeta bir yarış pistinde. Modeller her ay sıçrıyor, kendi başına plan yapıp eyleme geçen agentik sistemler laboratuvardan çıkıp gerçek dünyaya iniyor. Momentum inanılmaz hızlı, sanki her hafta yeni bir devrim haberi geliyor. Ama gerçekte buradaki sınırlar nedir? AI'ın sonsuz potansiyeli var mı, yoksa temel matematik ve mantık kuralları bizi durduracak mı? İşte bu noktada Gödel'in eksiklik teoremleri ve Turing'in durma problemi devreye giriyor. Bu yazıda AGI'nin ne olduğunu, ne zaman gelebileceğini, teorik sınırlarını, tanım karmaşasını ve CEO tahminlerini masaya yatırıyoruz. Özellikle Demis Hassabis'in "Einstein testi" gibi somut ölçütlerle hype'ı gerçeklikten ayırmaya çalışacağız. AGI Nedir ve Ne Zaman Gelecek? AGI, insan seviyesinde genel zeka demek, herhangi bir alanda hızlı öğrenen, yaratıcı problem çözen, yeni keşifler yapan bir sistem. Dar AI'lardan farklı olarak, AGI birden fazla alanda esnek olmalı. Satrançta AlphaGo ya da protein katlamada...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>40’tan Sonra Başlayan Bir Triatlon Hikayesi</title>
      <category>Spor</category>
      <pubDate>2025-11-13T11:00:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/40-tan-sonra-baslayan-bir-triatlon-hikayesi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/40-tan-sonra-baslayan-bir-triatlon-hikayesi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[İlk IRONMAN 70.3 deneyimim — teknik bir yarıştan çok, zihinsel bir yolculuk. Bitiş çizgisi sessizdi ama anlamı büyüktü.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[İkinci Bahar Yaş 40, benim için tam bir milat oldu diyebilirim. Spor anlamında da, hayatın içindeki dengeler anlamında da. Bir şeyleri baştan tanımladığım, bazılarını bırakıp bazılarını sahiplendiğim bir dönemdi. Belki de 40’tan sonra gelen her şeyin biraz “seçilmiş” hale gelmesindendi bu; çünkü artık neyi neden yaptığımı, neye zaman ayırmak istediğimi biliyordum. Ve bu yüzden, bu yaşta başlayan triatlon hikayesi benim için sadece bir spor hikayesi değil, aynı zamanda zamanla, sabırla, aileyle ve kendimle kurduğum bir ilişki haline geldi. Çocuk Gibi Hissetmek Aslında triatlon hiç planımda yoktu. Bir sabah uyanıp “hadi triatlet olayım” demedim. Bundan üç sene önce masa başında çalışmanın getirdiği yan etkilerle sırt ağrılarıma çare ararken kendimi haftada altı gün yüzerken bulduğum, yoga ve kuvvet antrenmanlarına başladığım, kısa bir süre sonra da ansızın koşu ve bisikleti hayatıma dahil ettiğim, henüz 5 yaşındaki oğlumla birlikte daha fazla hareket etmeye, oyun oynamaya başladığım, onun peşinden bazen kaykayla, bazen bisikletle, bazen de...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Uzun Bir Aranın Ardından...</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2022-11-01T11:00:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/uzun-bir-aranin-ardindan/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/uzun-bir-aranin-ardindan/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Bu son merhaba. Artık, ya yazacağım ya da kapatacağım.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Fazla laf salatası yapmadan özet geçeyim, neredeyse 10 senedir blog tutmuyorum. Tabiki kendi adıma not aldığım çok fazla şey oldu ama bunları yayınlamadım hiç. Bir süredir yazmak ve dahası bazı şeyleri paylaşabilmek için bazı hazırlıklar içine girmeye çalışıyorum, şimdilik bir şeyler başardığımı söylemek için erken ama ilk olarak bu başlık ile birlikte yedi senedir yayında olan ve hiç güncellemediğim eski siteyi kaldırıp bu basit işe yaramaz sade siteyi düzenlendim. Gereksiz bir başlık Siteyi düzenlemek kolay kısmıydı, bunu daha önce de defalarca yapıp bir gram blog tutmadığım olmuştur. Bu sebeple anlamlı bir şeyler yazmaktansa sadece bir şeyler yazmak için bu başlığı açtım ve bu başlığa bir kaç kere daha geri dönüp geleceğim, bazı eklemeler yapacağım. bir süre daha ana sayfada sadece bu durmaya devam edecek. Geçmişte yazılanlar Diğer yandan 2011 ve öncesi için de bazı bloglarım var, hatta 2007 öncesi de vardı ama onları koruyup kollayamadım, kaybettim. Sanırım ilk web sitemi...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Merhaba Dünya</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2016-02-20T21:30:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/merhaba-dunya/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/merhaba-dunya/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Bu kaçınca merhaba dünya bilmiyorum ama görüldüğü üzere bir kez daha blogumu açma niyetindeyim. Bundan sonrası için de neler olacak beraber göreceğiz.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Bu kaçıncı "merhaba dünya" bilmiyorum ama görüldüğü üzere bir kez daha blogumu açma niyetindeyim. Bundan bir önceki blogumu da 16 Haziran 2009'da açmış ve yaklaşık 3 yıl sonra kapamıştım. Ondan önceleri de 4-5 kere açıp kapamışlığım var. Her açılış ve kapanışın bir hikayesi vardı elbette. Kimisi çok fazla kişisel nedenlerdi kimisi sırf değişiklik olsun diyeydi. Sebebi her ne olursa olsun hepsinin tek ortak noktası vardı; yeni bir sayfa açmış olmak. Burası da benim en yeni sayfam artık. Bundan sonrası için de ne olur bilmiyorum ama bu sefer daha kararlıyım, en azından öyle hissediyorum. İşte bu en yeni sayfamın da ilk sözlerine klasik "Merhaba Dünya" başlığıyla başlayayım istedim, bundan öncekilerde de olduğu gibi. Bu başlık sonrası yazılanlar güncel yazılarım olacak. Bu başlıktan öncekiler ise eski yazılarımdan kurtarabildiklerimin yayına uygun olanları olacak, onları da fırsat buldukça ekleyeceğim buraya. Arada daha önce hiç yayına almadığım ama kapalı devre yazdığım birşeyler de olabilir; onlar...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Parmaklarınızın Ucundaki Güç Hangisi?</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2011-03-07T16:40:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/parmaklarinizin-ucundaki-guc-hangisi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/parmaklarinizin-ucundaki-guc-hangisi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Parmaklarınızın Ucundaki Güç Hangisi?]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Teknolojinin artık sesli denetim ve dokunmatik ekranlara kadar uzandığı günümüzde yine de klavye vazgeçilemez bir donanım konumunda. Hem dokunmatik ekrana hem de sabit bir klavyeye sahip akıllı telefonlardan tutun da diz üstü bilgisayar kullanıp bilgisayarını kablolu ve ya kablosuz klavye ile kontrol eden kullanıcılara kadar birçok alanda klavyenin hayatımızda ne denli önemli bir yeri olduğu apaçık ortada. Bu önemle birlikte klavyemizin tuşlarının hangi düzende olduğunun da çok büyük bir önemi var aslında. İngilizce Q, Türkçe Q veya Türkçe F klavye gibi... Eğer F klavye ile ilgili herhangi bir durumla karşı karşıya kalmadıysanız bugüne kadar, şüphesiz ki sizde bir Türkçe Q klavye kullanıcısısınız. Oysaki söz konusu Türkçe metin yazmaksa F klavyenin bunun için biçilmiş bir kaftan olduğundan da habersiz olabilirsiniz... F Klavyenin Doğuşu Peki, F klavye Türkçe metinler için neden biçilmiş bir kaftan? Çünkü hikâyesi 1940’lara kadar uzanır. O dönemlerin daktilo öğretmeni İhsan Sıtkı Yener, bilimsel temellere dayalı standart bir Türk Klavyesi...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Büyülenmeye Hazır Olun</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2011-02-01T16:40:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/buyulenmeye-hazir-olun/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/buyulenmeye-hazir-olun/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Büyülenmeye Hazır Olun]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Sahne tasarımları, görkemli kostümleri, rengarenk makyajları, ruhunuza işleyen müzikleri ve inanılmaz dansları ile sizi sarıp sarmalayan bir dünya hayel edin... Ya da 19 şubattan itibaren Abdi İpekçi Arena’da bu dünyanın içine girin! Gösteri sanatlarında bir devrim yaratan Kanadalı dünyaca ünlü topluluk Cirque du Soleil, en köklü gösterilerinden biri olan Saltimbanco ile Türkiye’ye ilk kez geliyor. Bir şehir masalını konu eden Saltimbanco, teknik mükemmellik ve büyüleyen görselliğinin yanı sıra ilham veren bir sanat eseri ve yediden yetmişe herkese unutulmaz bir deneyim sunmaya hazırlanan, teatral performansın doruğa çıktığı, nefes kesen akrobatik bir şaheser. Saltimbanco, ismini İtalyancada "bankın üstünde zıplamak" anlamına gelen "saltare in banco"dan alıyor. Gösteri, şehir hayatının sayısız deneyimini keşfediyor; metropolde yaşayan insanlar, onların mizaçları ve benzerlikleri, aileler ve gruplar, kalabalık, caddenin gürültüsü ve gökdelenler. Şehir hayatının kozmopolitliğinden ve orada yaşayan renkli kişiliklerden ilham alan Saltimbanco gösterisi, içeriğinde görsel anlamda barok öğeler taşımasının yanında eklektik karakterlerden oluşan kadrosuyla da izleyenleri hayali...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Küçükten Büyüğe</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2011-02-01T16:20:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/kucukten-buyuge/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/kucukten-buyuge/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Küçükten Büyüğe]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[İlk bilgisayar bir oda büyüklüğündeydi. Şimdilerde ise Notebook’dan Netbook’a, Tablet’ten Akıllı Telefonlara kadar küçülerek cebimize giriyor. Ancak her ne kadar küçülsede hayatımızdaki yeri her geçen gün daha da büyüyor. LG Optimus Black Dünyanın en ince Akıllı Telefonu Android 2.2 (Froyo) platformunda, Andorid 2.3 (Gingerbread) güncelleme olanağıyla birlikte sunuluyor. 9.2 mm’lik kalınlığı, 109 gram ağırlığı, optimum görüş sağlayan 700 nit parlaklığı ve 3 inçlik çarpıcı parlaklıktaki NOVA ekranı şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş bir deneyim sunuyor. Mobee Nett Tablet 7" Pek çok popüler uygulamanın yüklü geldiiği Mobee Nett Tablet 0.36 kg ağırlığında ve Andorid 2.1 sürümünü kullanıyor. 720 MHz ARM işlemcisi, 256 MB Ram’i, 2 GB dahili depolama ve 4 GB mikro SD kart ile gelen Mobee Nett Tablet’de 2 adet hoparlör, kulaklık girişi, Wi-Fi özelliği, dahili mikrofun ve kamerası da bulunuyor. ProBook T101 Tablet PC Android 2.1 işletim sistemi, 10.1 inç büyüklüğünde 1024x600 yüksek hassasiyetli dokunmatik ekran, 1 GHz işlemci,...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Yeni Yılda...</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2010-12-01T17:15:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/yeni-yilda/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/yeni-yilda/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Yeni Yılda...]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[İnfomag'ın aralık sayısında, LifeStyle'da Teknoloji bölümüne ürünleri yazmaya devam ediyorum. Bir süre daha ürünleri yazmaya devam ederken bir yandan yeni yıl itibariyle başka hangi konularda neler katabilirim diye de düşünmeden edemiyorum. Bu gidişim gidiş değil ya mutlaka daha fazlasını yazmaya devam edeceğime şüphe yok. Ben yine yıl için kendime yazarlık hayatım için planlar yaparken İnfomag okurları için de yeni yılda hediye edilebilir ürünleri bir araya topladım. İşte o ürünlerden kısa bir özet... Şımarın, sevinin, sevindirin, eğlenin, müziğe doyun ve tüm bunları yaparken fotoğraf ve video çekip bu yeni yılda anılarınızı ölümsüzleştirmeyi de unutmayın. ...sevdikleriniz sevinsin Jabra SP700, araç kiti, eller serbest konuşma, radyo/ses sistemi üzerinden çağrı alma, bağlı olduğu cep telefonundaki müziklerin araç hoparlörüne aktarılması, sesli bilgilendirme özelliği ile işlem yapabilme, DSP teknolojisi ile arka plandaki sesleri azaltıp ekoyu engelleyerek mükemmel ses kalitesi sağlama, otomatik eşleşme, çoklu konferans imkanı, zarif tasarımı ve hafifliği ile göz dolduruyor. ...evinize zeka ve eğlence...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Küçük, Hafif, Dayanıklı, Akıllı, Duyarlı...</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2010-11-01T17:15:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/kucuk-hafif-dayanikli-akilli-duyarli/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/kucuk-hafif-dayanikli-akilli-duyarli/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Küçük, Hafif, Dayanıklı, Akıllı, Duyarlı...]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Teknoloji geliştikçe bu anahtar kelimeler de günden güne tüketicinin tercihlerini etkileyen daha önemli birer faktör haline geliyor. Teknoloji firmalarının bir ürünü piyasaya sürmesiyle aynı anda benzerlerinin farklı markalarda da farklı alternatiflerle karşımıza çıkması da an meselesi oluyor. İşte tam bu noktada bu alternatifler karşısında da tercihlerimizi etkileyen bu faktörler devreye giriyor. İşte bu anahtar kelimeler çevresinde öne çıkan; Arçelik 9681 ESLTI (Fırın), Bosch Sensor Secure TDA7680 (Ütü), Dell Adamo XPS (Dizüstü Bilgisayar), Iomega eGo (Harici Diskler), Microsoft Arc™ Touch Mouse (Fare) ve Toshiba Folio 100 ürünleri İnfomag'ın bu ay ki 10.Yıl Özel Sayısı'nda beğeninize sunuyorum… Bu aynı zamanda İnfomag Dergisi için ilk resmi yazım olmakla beraber muhabirlik hayatımın ikinci resmi yazısı. Bir önceki yazımda 6.FIRST Lego Ligi ile ilgili olan ve Koç Bizden Haberler Dergisi'nden yayınlanan yazımdı. Zamanında bir arkadaşım demişti "sen yazar olmalısın" diye. Yazarlıktan yana hiç derdim olmadı ama kafama estikçe bloguma yazmakla istenilen tarihe yazı yetiştirmek arasında dağlar kadar fark var....]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Anlat(ama)mak!</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2010-05-19T21:05:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/anlatamamak/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/anlatamamak/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Anlat(ama)mak!]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Tebessüm ediyorum sebepsiz sebepsiz ve içim bir hoş, tam da bu satırlarıma başlarken. Bütün benliğimi kaplayan melodilerin eşliğinde. Bir de aklımın ucunda bir köşede, parmaklarımın ucunda ve de kalbimin derinliklerinde bir yerlerde dile gelmek isteyen ama dillendiremediğim duygularım var her yerimi saran. Bu satırlara dökebileceğimi düşündüğüm duygular... Sözcüklerle şekillenmesini, hayat bulmasını beklediğim. Tıpkı benim ruhumda hayat bulduğu gibi! Hayatıma renk kattığı gibi! Şimdi bu renklerin harflerle çizilmiş bir de resmi olsa!? Tebessüm ediyorum yine bu satırlara başlarken dahi dilimin ucundaki baklayı çıkarmanın pek kolay olmayacağını bildiğimden ve yine biliyorum ki baklanın çıkması için aynı tebessümle kırk takla atarken parmaklarımdan çok çene kaslarımın yorulacağından. Hem ne kadar zor olabilirki bir insanın duygularını ifade etmesi. Ne kadar yetersiz kalabilir sözcükler. Ne kadar yeteneksiz olabilir bir insan, milyonlarca kelimeye değer bir bakışın bile resmini çizebilmek için. Oysaki ne resimlerin ne de sözcüklerin bir anlamı olmuyor tüm bunları yapmak isterken, her seferinde yapamıyor oluşumuzla...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Poi Buluşmaları Başlıyor</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2010-05-19T10:20:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/poi-bulusmalari-basliyor/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/poi-bulusmalari-basliyor/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Poi Buluşmaları Başlıyor]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Nihayet havaların ısınmasıyla onlarca açık hava etkinlikleri de sesini duyurmaya başladı. Hayatımız da hareketlenmeye... Festivaller, şenlikler, konserler, çeşitli sanat etkinlikleri… Bunların arasında bir de geçen sene başlattığımız Poi Buluşmaları (Poi Meeting) var. İşte bu yılın ilk poi buluşması da 23 mayıs’ta Caddebostan’da.

Geçen senenin onca yoğunluğuna ve bir düzine etkinlik düzenlememize rağmen, bu zamana kadar poi ile ilgili birşeyler yazamamış olmam beni dertlendirse de bu sene Poi Art için açtığımız blog bu açığı ayrıca kapattı. Bundan sonra yazacak olursam da Poi Art sayfasına yazıyor olacağım.

Buraya da ancak linkini veririm şu anda yaptığım gibi :)
İşte Bu Yılın İlk Poi Buluşması
]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Beğenmek İstiyorum</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2010-05-18T09:40:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/begenmek-istiyorum/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/begenmek-istiyorum/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Beğenmek İstiyorum]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Ya beğenirsin ya da beğenmekten vazgeçersin. Bundan böyle bu işler böyle! Almış başını gidiyor Facebook. Giderken de arkasından bütün internet dünyasını peşinden sürüklüyor. İşte bu sürekleyişin bağları bu yıl üçüncüsü düzenlenen F8 konferansında tanıtımı yapılan projeler ile daha da güçlendirildi.

Şüphesiz ki bu konferans bu yüzden sadece facebook için değil tüm internet dünyası için devrim niteliğindeydi. Bu devrimin en büyük parçası da “like” (beğen) devrimi. İlk olarak Poi Art sayfasına eklediğim "Beğen" butonunu biraz da gecikmeli olarak kişisel web sayfama da bu yazımla beraber ekliyorum. Zaten daha önce kullandığım paylaşım araçları pek kullanılmıyordu. Denemek için aşağıdaki "Beğen" butonuna basmanız yeterli :)

Ayrıca konuyla ilgili fazla dil dökmeden aşağıda faydası olabileceğini düşündüğüm bağlantıları paylaşıyorum.

  http://developers.facebook.com
  http://www.bildirgec.org/yazi/facebook-tan-like-devrimi-1
  http://www.bildirgec.org/yazi/facebook-tan-like-devrimi-2
  http://www.bildirgec.org/yazi/facebook-tan-like-devrimi-3

]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Yazmak var Yaz(a)mamak var!</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2010-05-17T17:30:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/yazmak-var-yazamamak-var/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/yazmak-var-yazamamak-var/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Yazmak var Yaz(a)mamak var!]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Yazamıyor olmakla ilgili yazıyor olmak kronik bir eylem haline dönüşmüş bende. Aradan zaman geçmişse mutlaka yazamayışım ile ilgili dertlenip ilk satırlarımı bunun için ayırıyorum ve bunun için yazıyorum. Kronikliğin yanında keyifli hale dönüşmesi de cabası. Böyle giderse yaz(a)mamak üzerine güzel bir koleksiyonum olacak. Belki bir gün bunları derleyip hangi şartlarda yazıp yazamadığım ile ilgili kendi adıma bir sonuca varabilirim. Yazıp yazamamak arasında yine iki aydan fazla geçmiş. Ondan bir öncekinde de benzer bir durum söz konusuydu. Bu durumlar arasında da en çok üzüldüğüm yazmak isteyip te yazamadıklarımın satırlar arasında yerini alamaması. Mesela işlerimin çok yoğun olması ile yaşadığım gerginlik ve stresin sağlığıma etki etmesi gibi; gözümün seyirmesi, sağ diz kapağımdaki ağrı; yürümemi engeleyecek kadar ve belim. Neyseki geçti bunlar. Eser kalmadı desem yeridir. Sonra bir de havaların ısınmaya başlamasıyla hareketlenen sosyal yaşantım. Sevdiğimin bir süre uzağımda olması. Poi çalışmalarımızın hızlanması. Poi Art ekibi olarak Ankara seyahatimiz... Neyseki bu arada kalanların...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>6.FIRST LEGO Ligi</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2010-03-09T15:30:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/6-first-lego-ligi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/6-first-lego-ligi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[6.FIRST LEGO Ligi]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Yoğun bir haftanın ardına, geçtiğimiz hafta sonu kendi adıma çocuklarla daha da yoğun ve iç-içe geçerken bunların en ilginci de içinde Teknik Jüri olarak görev aldığım, 9-16 yaş arası çocuklara bilim ve teknolojiyi sevdirmek, bu alandaki yaratıcılıklarını geliştirmek, proje sunumu, ekip çalışması, takım ruhu gibi değerleri kazanmalarını sağlamak ve zihinsel gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen FIRST LEGO Ligi'ydi. Türkiye Turnuvaları Geçtiğimiz hafta sonu cumartesi günü Türkiye Turnuvası Feshane Kongre Merkezi'nde gerçekleşen FLL'nin (FIRST LEGO League) önceki haftalarda da Ankara, İzmir ve İstanbul Yerel Turnuvaları gerçekleşti... Yerel Turnuvalarda, Türkiye Turnuvasına katılmaya hak kazanan 34 Takım Türkiye Turnuvası'nda kıyasıya mücadele ederken Türkiye Şampiyonluğunu Panic at the Daçka takımı elde etti. Aynı zamanda Türkiye Ulusal Turnuva Şampiyonluğunu elde eden takım Atlanta'da gerçekleşecek olan Dünya Şampiyonası'nda da ülkemizi temsil edecek. Türkiye Ulusal Turnuvası'nda 2.'lik ödülünü kazanan İzmir Amerikan Koleji'nden Power Supply takımı ise Tayvan Turnuvası'na katılırken, 3.lük ödülünü kazanan Bahçeşehir Fen Koleji'nden Integra takımı...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Nexus One’ı Almalı mı?</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2010-01-19T14:30:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/nexus-one-i-almali-mi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/nexus-one-i-almali-mi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Nexus One’ı Almalı mı?]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Yoksa almamalı mı? Google Nexus One henüz Türkiye'ye gelmemiş olsa da ne zaman geleceği hakkında fikir sahibiyiz ve bu yüzden de bu sorunun birçoğumuzun kafasını şimdiden kurcalayan bir soru olduğunu düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Düşünmekle kalmıyor her iki soruya da cevap veriyorum... En azından kendi adıma diyelim. Şu an için bu sorunun yanıtını arayanlar arasında eminim benim gibi iPhone 3G veya 3GS kullanıcıları da var. Doğal olarak bu kullanıcıların daha sık okuduğunu düşündüğüm Nexus One ile iPhone'un karşılaştırmalarının yapıldığı birçok makalede... Karşılaştırmalarda genel olarak iki cihaz arasındaki farkları ortaya koyacak genel değerlendirmeler yapılmakta ve bu, biz kullanıcıların karar vermesine yeteri kadar fayda sağlayamamakta aslında. Şöyle son bir buçuk yıla bakarsak öncelikle Apple, iPhone 3G ile sahne alıyor ve "Cebinizdeki Internet" sloganıyla mobil piyasaya hızlı bir giriş yapıyor. Bir yandan önümüzdeki 5 yılın telefonu diye nidalar atan Apple daha bir yıl geçmeden 3GS ile kendiyle yarışmaya devam etti. Ardından Research in Motion'ın...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Tarkan’dan microSD Albüm</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2010-01-15T14:30:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/tarkan-dan-microsd-album/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/tarkan-dan-microsd-album/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Tarkan’dan microSD Albüm]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Muzik dünyası plaklardan kasetlere, cdlerden mp3'lere kadar dijital müzik devrimin getirdiği yenilikler sayesinde bir çok alternatif satış metoduyla müzik severlerin sanatçıların eserleri ile kusursuz bir şekilde buluşmasına tanık oluyor. Şimdi bunlara microSD albümler ile bir yenisi daha ekleniyor... Daha önce Amerika'da ve Avrupa'da aynı anda gerçekleştrilen microSD kart projeleri şimdi de Türkiye'de ilk olarak Tarkan için gerçekleştirildi. Hitt Prodüksiyon ve Media Markt işbirliği ile gerçekleştirilen bu projede SanDisk'in 2GB'lık microSD kartı kullanıldı. Bu kartı satın alanları, kartın içinde Tarkan'ın "Uzun İnce Bir Yoldayım" parçasının video klibi ve "Ölürüm Sana, Kır Zincirlerini, Yak Bütün Fotografları, Kuzu Kuzu, İnci Tanem, Kış Güneşi, Dudu, Unutmamalı, Hüp ve Unut Beni" parçalarından oluşan 10 adet nostaljik şarkısı bekliyor. Bu kartlar 11mm x 15mm x 1mm ebatlarında ve microSD hafıza kartı özelliği olan tüm cep telefonlarına uyumlu. Aynı zamanda bu microSD kartların satış fiyatı da yine bu proje kapsamında piyasa satış fiyatı ile aynı: 19.90 TL....]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>87 Taksim - Edirnekapı</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2010-01-14T10:55:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/87-taksim-edirnekapi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/87-taksim-edirnekapi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[87 Taksim - Edirnekapı]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Az önce "pusu kurulası kuytu" ismiyle kendi kuytusunda pusu kuran ve yazılarını Google Reader üzerinden keyifle okuduğum bir dostumun dün yazdığı "87 Taksim - Edirnekapı" başlıklı yazısını okudum. Bu seferki keyifli değildi ancak ve sadece yazı da demek yeterli değildi; bir yanıyla haykırış, bir yanıyla da koca bir yalandı belkide, belki de bir yanıyla Türkiye'nin başka bir gerçeğiydi bu... Ve ister istemez bu satırları yazarken buldum kendimi.

Sözü uzatmadan sayfasına bıraktığım yorum ile bitirp bağlantı adresini paylaşıyorum hemen.


  Okurken dahi tüylerim diken diken oldu.
Daha önceleri yaşadığım benzer duyguların aynısına yine ve yeniden kapılarak.
Sanki orada duran Aslı değilde yine benmiş gibi! İçimden yine susmamayı dileyerek...

]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Google Nexus One</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2010-01-13T19:20:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/google-nexus-one/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/google-nexus-one/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Google Nexus One]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Google’ın bir süredir dillere dolanan ve 2008 yılı içinde mobil cihazlar için geliştirdiği Android yazılımını kullanacak olan, fotoğrafları ve özellikleri internette merak uyandıran Nexus One kısa bir süre önce Google’ın California Mountain View’deki kendi ofislerinde canlı yayınla tüm dünyaya tanıtıldı. Google’ın kendi mühendisleri tarafından tasarlanan, Android 2.1 işletim sistemini kullanan ve HTC tarafından üretilen Nexus One, üzerinde kendi logosunu taşıyan Google’ın ilk cep telefonu ünvanına sahip.  Google ayrıca Nexus One’ı Androd’in özellikleri arasına ekledikleri yeniliklerle birlikte çok seçenekli bir satış tekniği kullanarak tüketiciye sunuyor. Yazılım Nexus One Android 2.1 işletim sistemi ile hayat bulurken diiğer Android ile çalışan telefonlara göre üzerinde Google Maps Navigasyon yazılımı yüklü olarak geliyor. Android’in standart bir ana ekranına göre daha çok kutucuğu bulunmakta. Ayrıca çok şekilli, dinamik yeni duvar kağıtlarına sahip. Böylelikle Nexus One donanımı ile sahip olduğu güçlü bir işlemci ve AMOLED ekranından daha çok faydalanmakta. Yani masa üstüne su temalı duvar kağıdını koyduğunuzda...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Salon Sirki Çağrısı</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2010-01-10T12:00:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/salon-sirki-cagrisi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/salon-sirki-cagrisi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Salon Sirki Çağrısı]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Geçtiğimiz günlerde facebook üzerinde ilanlarını gördüğüm bir çağrı üzerine eminim sadece ben değil başka arkadaşlarımda heyecanlandı. Oysaki bazılarımız, öğrenci, bazılarımız özel sektörde çalışan, bazılarımız memur ya da mühendisken boş zamanlarımızda 3 top, labut, disk, kutu atıp tutmak, poi, staff, diabola çevirmek, ateş üflemek ve ya yutmak ve ya da ateşli poilerini çevirerek dans etmek için sabırsızlanıyor ve buluşma organize etmek için sürekli haberleşiyoruz. Kimimiz kendini iş hayatına kaptırmış ve bu tür alışkanlıklarını hobi olarak boş zamanlarında pekiştirip eğlenirken kimimiz de daha fazlası için heyecandan yerinde duramıyor, sanat aşkıyla yanıp tutuşurken hayatının tamamını bunlarla geçirmek için fırsat kolluyor ya da sadece düşlüyor... Gel gelelim özellikle kış mevsimi, bu tür etkinlikler için enerjimizin doruklara çıktığı bahar ve yaz mevsimi buluşmalarına istinaden içimize kapandığımız bir zaman dilimi oluyor. Yinede buluşmak için can atan bazı arkadaşlarımız bir şekilde kendilerine ve etrafında iletişim kurabildiği arkadaşlarına çeşitli imkanlar yaratarak hava şartlarının kötü olduğu dönemlerde bile bu...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Dünyanın En Büyük Fotografı</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2010-01-04T12:00:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/dunyanin-en-buyuk-fotografi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/dunyanin-en-buyuk-fotografi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Dünyanın En Büyük Fotografı]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Fotograf çekmeye olan tutkum en çokta üniversite yıllarıma dayanır. O zamanlar hiç şahsi dijital fotoğraf makinem olmamıştı. Şimdi de, iPhone’umu saymazsak. Ama lise yıllarımda sahip olduğum bir adet analog Zenit’ım vardı! Tabi bir süre sonra filmlerin yıkamaları ile baş edemeyince onuda bırakmıştım. Toplasam Zenit ile 1000’e yakın fotoğraf çekmişimdir. Bu da aşağı yukarı 25-30 makara film demek. Hatta bir keresinde hiç unutmam bir makaradan 41 net fotoğraf çıkarmıştım. Tabi 10 net fotoğrafı geçmeyen zamanlarımı da unutmadım değil. Neyse ki Zenit’i bırakıyor olmam fotoğraf çekmeme engel olmadı çünkü üniversite hayatındayken sivil toplum çalışmaları kapsamında birçok şehirde onlarca etkinliğe katıldım ve bazılarında hatırladığım kadarıyla da üzerimde 6-7 adede kadar dijital fotoğraf makinesi taşırdım. Belki de bu yüzden bir fotoğraf makinesine sahip olma gereği hissetmedim hiç. O kadar benim gibilerdi ki, ben sadece çekiyordum. İşte o benim olmayan makinelerle de 10.000’den fazla fotoğraf çektiğime adım gibi eminim. Kaldı ki o dönemler özellikle bu...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Canım Yine Yazmak İstemiyor</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2010-01-03T17:50:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/canim-yine-yazmak-istemiyor/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/canim-yine-yazmak-istemiyor/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Canım Yine Yazmak İstemiyor]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Tembellik yapasım var. Hiç olmadığı kadar hemde. Ama alışık olmadığım ve sıkıldığım bir eylem haline geliyor bir süre sonra buda. Yat, kalk, film izle, uyu, uyan, çay iç, kahve iç, çık dışarı, hava al, geri gel, yemek ye, yine film izle. Bu eylemler yine bir süre sonra sadece sıkıntıdan gerçekleştirdiğim birer eylem haline geliyor ve bu durum daha da sıkıcı bir hâl alıyor. Ve bunca şey arasında yaşadığım, gördüğüm, duyduğum, okuduğum, izlediğim bir çok şeyden bahsetmek, fikrimi söylemek ve güzel-çirkin ne varsa paylaşmak istiyorum... Mesela güle güle 2009, hoşgeldin 2010 gibi. Ya da 13'lük Stil Çaylağı Tavi'nin Moda'da parlayan yıldızı. Avatar ve Soysuzlar Çetesi filmleri. Bazı internet projelerine yapılan yatırımlar. Bir Fikrim Var Girişimcilik Yarışması. Biraz daha deneyimsellerden, mesela "alan adı transfer etmek hiç bu kadar zor olmamıştı" gibi üstelik alan adları hala transfer olmuş değilken ve üstüne iki gün de alan adım kapalı kalmışken. Berbat Godaddy'in aptal ödeme sorunlarına...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Gmail’in Hayatı Kolaylaştıran Özellikleri</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-12-16T10:15:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/gmail-in-hayati-kolaylastiran-ozellikleri/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/gmail-in-hayati-kolaylastiran-ozellikleri/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Gmail’in Hayatı Kolaylaştıran Özellikleri]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Hayatımızı kolaylaştırmak için tasarlanan pek çok şeyin günün sonunda işlerimizi daha da karmaşık hale getirdiğini fark ederiz. Hâlbuki her şey Gmail gibi çalışsaydı, hayat daha basit olurdu. Diyor Google! İşte sizlere Gmail'in hayatı kolaylaştıran 5 özelliğinin video ile anlatımı... Üstelik 18 farklı dilde ve bunlardan biri de Türkçe!

Sanırım 2004 yazından beri Gmail kullanıcısıyım ve 2 yıldan fazladır da Google Apps üzerinde kişisel alan adım ile postalarımı kontrol etmekteyim. Her ne kadar Gmail üzerideki gelişmeler Google Apps tarafına gecikmeli yansısa da bu hızlarından dolayı Google’ı tebrik etmek isterim.

İşte bu sabah itibariyle de gmail'inize girenler fark etmiştir belki sağ üst köşedeki "Yeni! Gmail videoları" linkini! Fark etmeyenlerinize ve fark edipte ilgilenmeyenlerinize de mutlaka tavsiye ederim bu başarılı video çalışmalarını! İnat edip izle(ye)meyeceklerinizi için sizi bir “tık”tan daha kurtarıyor ve hemen videoları da aşağıya ekliyorum.










]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Google Chrome’un Reklam Filmi</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-12-14T14:10:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/google-chrome-un-reklam-filmi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/google-chrome-un-reklam-filmi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Google Chrome’un Reklam Filmi]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Google, Google Chrome’un Mac ve Linux sürümünü kullanıma sunarken aynı zamanda eklenti desteğini de verdiğinin duyurusunu yapmıştı. Bununla kalmayıp bir gün sonra YouTube’daki Google Chrome kanalında da İngiltere’de yayınladıkları 4 dakikalık reklam filmini tüm dünya ile paylaştılar. Buyrun, Google Chrome’un yeniliklerle dolu dünyasının reklam filmi…


]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Google Wave Eklentileri</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-12-14T01:15:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/google-wave-eklentileri/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/google-wave-eklentileri/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Google Wave Eklentileri]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Dalga-dalga dalgalanan Google Wave, dalgalanırken farklı yetenekler kazanabilmesi için üçüncü parti eklentilerin hazırlanabilmesine Google Wave API ile Sandbox hesabı istek formunu doldurup istekte bulunanlar arasından seçilenlerin geliştirebildikleri uygulamalar ile olanak tanımakta. Peki bunların kaçından haberdarız? İşte burada da lafı fazla uzatmadan kendimce derlediğim bir listeyi paylaşıyorum hemen… ## Robot’lar Twitter tweety-wave@appspot.com Twitter hesabınızı görüntüleyebilir ve yazı gönderebilirsiniz. Amazon amazon-withwaves-com@appspot.com Amazon'da çeşitli kategorilerde ürünler arayabilirsiniz. Starify starifybot@appspot.com Wave'lerinizi yönetmek için kullanabilirsiniz. Calcbot calcbot@appspot.com Wave'deki hesap makineniz. Emoticony emoticonbot@appspot.com Klavye tuşları ile yaptığınız yüzleri resim karşılığı ile değiştirir. Daha fazlasını Google Wave Samples Gallery'de bulabilirsiniz. Skimmy wave-skimmy@appspot.com Emoticony’den farklı olarak animasyonlu ikonları bulunmakta. Emaily emaily-wave@appspot.com Wave'in içinden, e-posta gönderip-almanızı imkan vermekte. Embeddy embeddy@appspot.com Wave'nizi, web sayfanıza eklemeniz için gerekli olan kodu üretmekte. Polly polly-wave@appspot.com Bir wave anketi hazırlamanızı sağlamakta. Graphy graph-wave@appspot.com Wave'inize akış diyagramları ve çizelgeler eklemenizi sağlar. Mywaveid mywaveid@appspot.com Wave'nizin ID'sini url adresi ile beraber vermekte. Aoifebot aoifebot@appspot.com 5 adet oyun kağıdıyla...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Google Chrome Yenilikleri</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-12-13T23:15:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/google-chrome-yenilikleri/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/google-chrome-yenilikleri/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Google Chrome Yenilikleri]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Google Chrome’dan yeni yıl armağanı; Mac ve Linux için Google Chrome (Beta). Bu güne kadar sadece Windows tabanlı kullanılabilen Google Chrome, beş gün önce yapılan duyuru ile resmen Mac ve Linux sürümlerini de kullanıma sundu. Sadece bununla kalmadı Mozilla Firefox’da da olduğu gibi eklenti desteğini de başlattı. Öncelikle belirtmeliyim ki Google Chrome Eklenti desteğini kullanabilmek için beta sürümünü kullanmanız gerekiyor. Mozilla Firefox’tan alışık olduğumuz gibi eklentiler oldukça hayatımızı kolaylaştıran araçlar. Bu güne kadar nasıl birincil (varsayılan) internet tarayıcım Mozilla Firefox ise bugünden sonra bunun yerini almak için Google Chrome çok önemli bir adım atmış oldu kendi adıma eklenti desteği ile. Şu anda 300’den fazla eklenti desteği sunan Google Chrome (Beta) sürümü için favori eklentilerim ise şunlar; Google Mail Checker, Google Calendar Checker, Google Wave Notifier, Google Reader Notifier, Google Similar Pages (Beta), Google Tasks, Docs PDF/PowerPoint Viewer, AdThwart, AdBlock, Cooliris, Chromed Bird, RSS Subscription Extension ve Xmarks Bookmark Sync. Ayrıca...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Google Wave Daveti Almayan Var mı?</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-12-08T10:00:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/google-wave-daveti-almayan-var-mi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/google-wave-daveti-almayan-var-mi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Google Wave Daveti Almayan Var mı?]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Hakkında şu ana kadar yazı yazmamış olsam da şu anda yarım bıraktığım bir Google Wave Araçları adı altında bir yazım daha var. Yarım bıraktığım... Kısmetse bugün yarın bitirir yayınlarım. Ama şu an bunu yazıyorsam içinizde hala Google Wave’i kullanmayanlarınız varsa diye yazıyorum. Hemen söylüyorum, Google Wave an itibariyle 17 adet davet daha vermiş durumda bana. İstiyorsanız buyurun... Son davet hakkını aldığımdan bu yana çok zaman geçmese de elimdeki bu davet hakkını FriendFeed üzerinden paylaşıp isteyenlere dağıtmak istemiştim. Ne yazık ki pek taliplisi çıkmamıştı. 8 Adet davetin 6’sını kendim dağıtmıştım yine. Şimdi de 17’sini sunuyorum yine sizlere... Google Wave’in duyurusu yapılalı neredeyse bir yıl olacak. İlk davetiye gönderilen 100.000 kullanıcı ekim ayı başlarında Google Wave’e giriş yapma hakkı elde etmişlerdi. O günden bu güne hızla yayılan Google Wave davetleri çığ gibi büyüdü. Google'ın bu günümüz klasik e-posta kutularının yerini almasını umduğu Google Wave'i kullanmak isteyenlere bir davetiye istek formunu yayınlamış olsa...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Yazmak ya da Yazmamak</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2009-12-06T20:10:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/yazmak-ya-da-yazmamak/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/yazmak-ya-da-yazmamak/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Yazmak ya da Yazmamak]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Hep aynı hikâye derler ya, benimkisi de öyle bir şey. Kaç kere benzer cümleler kurdum bu konuda hatırlamıyorum. Hep haftalar, aylar geçmiştir mutlaka. Genelde de yoğunluktandır. Farklı bir sebeple yazmaya ara verdiğim de az olmuştur aslında. Belki de yegâne meselem ne kadar yazamama sebebimin olduğu değil ne kadar çok yazmak istemeyişim aslında.

Yine de bugünün planını yaparken kendime birçok başlık çıkarmış olmam ve bunları bugün içinde yazmayı planlamam başlangıçta komik gelmişti bana. Zira yazdım da, her ne kadar hepsini yazamasam da beklemediğim bir durumdu bu yine de.

Daha önceleri yazmak için içimden gelmesini beklerdim hep. Ya da yoğunluğun az, rahatlığın bol olduğu dönemlerde vakit geçirmek için keyifli müziklerle keyfe erdiğim de yazardım. Belki de daha önce zorlamadığımdan da olsa gerek ki bugün yapmaya çalıştığım şey aslında çok önceden de planladığım ve ilk adımlarını “Sakinlik Noktası”nda, dolmuş seyahatlerinde attığım bir durumdan ibaretti.
]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Waltz Into the Moonlight</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-12-06T18:40:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/waltz-into-the-moonlight/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/waltz-into-the-moonlight/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Waltz Into the Moonlight, Tryad'ın Listen isimli ücretsiz albümünden bir parça. Diğer albümü ise Public Domain ve bu albüme ait demodur.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Geçtiğimiz haftalarda Bilkom’un daveti ile Apple’ın “Snow Leopard Server &amp; Podcast Producer 2” isimli tüm gün süren tanıtım/atölye çalışmasına katılmıştım. Aslında bu günün ayrıntılarından ziyade burada izlediğim bir videodur bu satıları yazmama sebep. Dahası bu videodaki kulağıma takılan ve hoşuma giden parçadır... Tryad’dan Waltz Into the Moonlight.

Yine ücretsiz albüm dağıtan gruplardan olan ve seve-seve albümlerini müzik arşivime dâhil ettiğim “Tryad” isimli bu grup ilk albümlerini “Tryad Demo (Public Domain)” ismi ile 14 Nisan 2005’te yayınladı. Daha sonra 20 Haziran 2006’da Public Domain ve hemen ardına da 29 Aralık 2006’da Listen albümü ile çalışmalarına devam ettiler. Grubun birçok deneme parçasını resmi web sitesinden indirebildiğiniz gibi bu 3 albümünü de ayrıca Jamendo üzerinden de indirebiliyorsunuz.

Tryad Demo (Public Domain) – 14 Nisan 2005
Public Domain – 20 Haziran 2006
Listen – 29 Aralık 2006


]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Bu Nasıl Bir Yetenek Böyle</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-12-06T14:20:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/bu-nasil-bir-yetenek-boyle/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/bu-nasil-bir-yetenek-boyle/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Bir kukla oynatıcı hayal edin ama aynı zamanda da şarkıcı ve komedyen olduğunu. İşte bu nasıl bir yetenek böyle diyeceğiniz Terry Fator huzurlarınızda.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[En çokta başkalarını taklit edebilenler ilgimi çeker yetenekli insanlar arasında. Bu dans taklidi de olabilir beden hareketleri ve mimikleri de. Hatta konuşma tarzımızın ötesinde sesimizi taklit edebilenler benim için en ilgincidir. En yeteneklisi. Onca farklı sesin aynı insanın ağzından farklı karakterle dışarı çıkması beni hep büyülemiştir… Hele ki bir de şarkı söyleyebiliyorsa! Yetenek Sizsiniz adıyla Türkiye’de de Acun Ilıca’lıyla hayat bulan yetenek yarışması ilgi görmeye devam ediyor. Muzik yapmak için sıra dışı araçlar kullananlardan dans etmek için ilgi çekici kostümler tasarlayanlara,  resim yapmak için farklı yöntemler kullananlardan sihirbazlara kadar yüzlerce çeşit yetenekle karşı karşıya kalıyor ve çoğunu hayretle izliyoruz. Bundan birkaç yıl önce de Amerika’daki yetenek yarışmasında birinci olan bir yetenek var ki bu güne kadar da birçok kez görmüş olabileceğimiz şarkı söyleyenler, taklit yapanlar, kukla oynatanlar devede pire kalıyor bu seferki yetenek karşısında. Hem kukla oynatıyor ve kuklayı seslendiriyor, hem de kukla ile iletişime geçiyor ve inanılmaz bir tiyatral...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Ücretsiz Albümler</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-12-06T13:00:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/ucretsiz-albumler/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/ucretsiz-albumler/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Ücretsiz Albümler]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Ücretsiz albümler veya parçaların dağıtılması çok yeni bir konu değil aslında. Profesyonel ve amatör birçok müzisyen ve grup dönem dönem ya da ilk albümlerinden itibaren internet üzerinden ücretsiz olarak bugüne kadar hep dağıttılar parçalarını, albümlerini. Ancak son 5 yılda özellikle dijital müzik devriminin inanılmaz yol kat ettiği bir ortamda popüler sanatçıların da bu duruma eşlik etmeleri müzik severleri hem hayretler içinde bırakıyor hem sevindiriyor. Son yıllardaki bu gelişmeler; müziğin paylaşılması, bazı sanatçılar için daha fazla insana ulaşabilmek için bir fırsat olarak öne çıksa da hala dijital müzik devrimi ile mücadele eden birçok sanatçıyı da unutmamak gerek. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda ücretsiz albümlerini dağıtan sanatçıların sayısı gitgide artacak. Bu durum karşısında da yapım şirketlerinin rolünün ne olacağı ise ayrı bir merak konusu. Bu satırları yazmaya başlamamın sebebi de yine bu ücretsiz albümlerle son zamanlarda sık sık karşılaşmamdan. Bir video izliyorum, fondaki müzik hoşuma gidiyor. Bir bakıyorum videonun sonunda sanatçı ve şarkı bilgisi var. Ufak bir...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Sakinlik Noktası</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2009-12-06T10:45:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/sakinlik-noktasi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/sakinlik-noktasi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Sakinlik Noktası]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Hatırlamaya çalışıyorum da kaç daveti geri çevirdim, kaçına yanıt bile veremedim. Kaç etkinlik geldi geçti. Kaç toplantıya katılamayacağımı belirttim. Sürekli kulağımda çınlayan arkadaş buluşmalarının çağrıları kulağımda çınlamaktan öteye gidemezken kaç gece uykusuz kaldım. Ne kadar çok film izlemek istedim de sinemaya gidemedim. Ya da buna rağmen kaç film izlemeye fırsat bulabildim. Dahası kaç gün sevdiğimi de göremedim… Toplantı, etkinlik, buluşma, davet, parti, konser, ertelenen işler… Liste kabarık. Tüm bunlar dönem-dönem yoğunluk yaşıyor olmamın resmi aslında. Dönem-dönem! Bir açıdan seviniyorum, hayatımın tümü yoğun ve monoton değil en azından. Beni meşgul eden ve meşgul ederken bile keyif almamı sağlayan sevdiğim bir iş yoğunlum var ve ertelemek, iptal etmek, reddetmek, kabul etmemek gibi eylemleri kullanabileceğim bir sosyal yaşam trafiğim. Ne mutlu… Kaldı ki bu sosyal yaşam trafiğinin de yoğun olduğu dönemler var. İş saatlerimin 9-18 dışına taşmadığı, özel hayatımı dilediğim gibi planlayıp yaşadığım… Ama söz konusu olan her iki yoğunlukta da birkaç satır...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Eksik Bir Şey mi Var?</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2009-11-04T15:55:00+02:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/eksik-bir-sey-mi-var/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/eksik-bir-sey-mi-var/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Eksik Bir Şey mi Var?]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Hani gün be gün tekrar eden alışkanlıklarımız vardır. Yemek yemek gibi. Uyumak gibi. İşe gitmek sonra da eve dönmek gibi. Uyanıp yüzümüzü yıkamak, günün sonunda ve tabii günün yorgunluğuyla koltuğumuza uzanıp sızmak gibi. Su içmek ve de nefes almak gibi! Alışkanlıktan çıkıp hayatımızda yer edinmişlerdir hani, bir bir. Gün be gün ve yıllar yılı... O kadar alışmışızdır ki onsuz yapamayız; yemek yiyemeyeceğimiz, uyumadan edemeyeceğimiz ve susuz kalamayacağımız gibi ne dolmuşsuz evimize dönebiliriz ne de işimize gidebilir. Ne de nefessiz kalabiliriz. Ama, ama bu sabah öyle bir güne uyandım sanki... Bedenimi zorlayan, zihnimi, kalbimi. Elimi kolumu bağlayan... Ve gözlerimin dolduğu, boğazımın düğümlendiği bu sabaha ve şu ana eşlik eden bir şarkı ile baş başa kalıyorum ansızın. Eksik Bir Şey Eksik bir şey mi var hayatımda Gözlerim neden sık sık dalıyor Eksik bir şey mi var hayatımda Gökyüzü bazen ciğerime doluyor Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam Atsan atılmaz, satsan satamam...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Kıtalararası Maratonun Etkisi</title>
      <category>Spor</category>
      <pubDate>2009-10-18T19:20:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/kitalararasi-maratonun-etkisi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/kitalararasi-maratonun-etkisi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Kıtalararası Maratonun Etkisi]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Uzun süredir katılım göstermediğim bir etkinlik olsa da Kıtalararası Maraton bu sabah itibariyle ister istemez içine sürükledi beni. Oysaki tek niyetim karşıdaki (Anadolu Yakasına) toplantıma sessiz, sedasız ulaşmaktı. Ne yazık ki Mecidiyeköy'den gelen taşıtlara kapalı olan Zincirlikuyu köprülü kavşağını görünce mecburen Metrobüs'e bindim. Ancak Metrobüs seferlerinin de ne zaman başlayacağı belirsiz olması üzerine tabana kuvvet yürümeye başladım. Saat 11'i geçmişken hala köprüde yoğun bir kalabalık vardı. Doğal olarak herkes ayrı bir macera peşinde, her yıl düzenlenen bu maratona bir ay kala insanların akıllarında bir çok fantezi kızışır ve plan yapılır; piknik yapanından çay demleyenine, top oynayanından köprüyü geçene kadar video kaydı yapıp sunuculuk rolü üstlenenlere kadar. Bir çok kişi fotoğraf çektirip köprünün üzerinde kendini İstanbul'un puslu soğuk atmosferine teslim etmiş gibiydi. Aslında eve geri döndüğümde öğreniyorim ki, 11 sularında köprü ortasında gördüğüm kalabalığın sebebi bir intihar vakasıymış. Yazık, onca güven(siz)lik önlemi, köprü yaya geçidinin kapalı olması ve polislerin belirli aralıklarla nöbet...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Kültür Karıncaları 2010’a Yürüyor</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-10-18T08:10:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/kultur-karincalari-2010-a-yuruyor/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/kultur-karincalari-2010-a-yuruyor/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Kültür Karıncaları 2010’a Yürüyor]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Çünkü karınca; çalışkan, sabırlı, alçak gönüllü, becerikli, güvenilir, güçlü, dayanıklı, sevimli, zeki, ezilmez, bilgili, akıllı, inatçı, biriktirici. Her şeye yardım eder, kendini aşar, işbirliği yapar, takım oluşturur, herkesin yükünü taşır, bilgi depolar, geleceği düşünür! İşte karıncanın bu kimliğinden ilham alıp yola çıkan Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı, Kültür Karıncaları Projesi ile 2002 yılından bu yana Kültürel Mirasa sahip çıkmak için yol alıyor. Bir süredir bir araya geldiğimiz TOG Mezunları ile neler yapabiliriz başlığı altında topladıklarımız arasına giren Kültür Karıncaları Projesi'ne de 2010 yolunda destek olmak üzere arkadaşımızla birlikte dün gerçekleştirelen eğitime katılarak projeye dahil olduk. Dahası Kültür Gönüllüsü olduk. Proje kapsamında ise 2010'a kadar 20 ilköğretim okulunda 2010 Kültür Karıncası yetiştirilmesini hedeflemekte olan Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı projenin yegane amacı olan en büyük zenginliğimiz çocuklarımıza “2010 Avrupa Kültür Başkenti” olan İstanbul'un kültürel değerlerini tanıtmak ve onlarda kültür bilincinin gelişmesini sağlamak için epey bir yol katetmiş görünse de hala gönüllü desteğe ihtiyaç duydukları da...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Ne Zaman Soluklanmalı</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2009-10-12T23:25:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/ne-zaman-soluklanmali/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/ne-zaman-soluklanmali/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Ne Zaman Soluklanmalı]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Bu satırları bile yazmak ne kadar zor geliyor aslında. Onca hengame arasında; koşuşturmacaların, etkinliklerin, davetlerin, düğünlerin, işlerin, güçlerin, kişisel keyiflerin arasında birde yazıyor olmak nedense en sona kalan ama enerjimin kalmadığı bir eylem olarak hafızamda yer ediniyor. Evet evet, bir aydan fazla oldu. Sokakta Şenlik'in ardına gezip, görüp, izleyip, yaşayıp yazamadığım elbet bir çok şey oldu. Bir bayram tatilinde nefes alıpta günceme girmek istediğim gün last.fm ve myspace engeli ile yüzleşip bunu paylaşabilmiştim. Oysaki Bu zaman kadar Harry Poter'dan G-Force'a, Suretler'den Son Durak 4'e kadar bir çok film izlemiş hatta birde Sanatçı İnsiyatifin'de Hangar Standını beklerken yere oturup sokakta sanat yapan ve sanatı satmak istemeyen bir grup gencin hayatını anlatan 2003 ispanyol yapım "Kasım" (Noviembre) isimli filmi pek sevgili dostum ile izlemiştik. Çok etkilenmiştim. Kendimi sokaklara atmak istemiştim birden... Yine izleyeceğim. Fırsatını bulduğumda da fikirlerimi paylaşıyor olacağım. Filmlerin yanına birde poi buluşmalarım var; henüz hiç birinden bahsedemediğim, çeşitli sosyal iletişim...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Last.fm ve MySpace Erişimi Engellendi</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-09-20T12:50:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/last-fm-myspace-erisimi-engellendi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/last-fm-myspace-erisimi-engellendi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[YouTube, Wordpress, Google Groups, Blogger gibi popüler sitelere gelen yasakların ardına Last.fm ve MySpace Erişimi Engellendi.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Yasaklar ülkesi Türkiye diye sözlerime başlamak istiyorum artık. Bu sabah itibariyle girmeye çalıştığım Last.fm sayfasına erişim sağlarken karşıma çıkan satırları görünce gözlerime inanamadım. YouTube, Wordpress, Google Groups, Blogger gibi popüler sitelere gelen yasakların ardına şimdi de Last.fm ve MySpace de eklendi. Bu sabah itibariyle Last.fm ve MySpace sayfalarına Türkiye'den erişmek istiyenlerin karşılarına şu uyarı çıkacaktır; Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir. T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır. Kararın 26.06.2009'da alınıp neden bu kadar geç uygulandığı gibi ayrıntılar henüz açıklanmasa da telif hakları nedeniyle MÜYAP’ın açtığı bir davanın bu sonucu getirdiği söylentileri de aşikar. Genelde erişim engellemelerini, mahkemenin nihai kararlarını uygulayan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı yapıyor ancak son iki yıldır engellenen iki bini aşkın internet sitesinin arasına Last.Fm ve MySpace de katılırken, bu kez başsavcılık kararının uygulanması da dikkatleri çekenler arasında. Hatta aynı tarihli ve Başsavcılık kararlı sitelerden biri de Akıllı.tv ancak henüz akıbetinin ne olduğu belli değil....]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Muzik Dolu Bir Şenlik</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-08-22T08:40:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/muzik-dolu-bir-senlik/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/muzik-dolu-bir-senlik/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Muzik Dolu Bir Şenlik]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Sokakta Şenlik ile ilgili o kadar geride kalanlardan bahsederken kendi adıma müzik ile ilgili hatırımda kalan bir kaç keşfimi de paylaşmadan edemeyeceğim. Zira geçtiğimiz yıldan, önce Efes One Love, sonra bu yıldan da Rock'n Coke gibi festivallerden müzik dağarcığımda yer edinen hatta tabiri yerinde ise damga vuran sanatçılar oldu. İşte bunlara Sokakta Şenlik 3'te de sahne alanlardan bir kaçı daha eklendi. Sahneye gelmeden önce bu şenliğin organizasyonunda da yer aldığımı şimdiden belirteyim; görev alanım ise sahneydi. Bu yüzden sahneden pek uzaklaşamadım, daha çok bütünleştim sahne ile, sanatçılar ile... Hem yakından hem içlerinden bu müzik deneyimi yaşıyor olmak güzeldi. İlk olarak cumartesiden ve önceki seneden de keyifli dakikalarına şahit olduğumuz Laterna. Hatta yanlış hatırlamıyorsam Laterna geçen sene sokakta şenlikte müziğini yaparken Araf yetkililerince keşfedilip ardından Araf'ta sahne almaya başlamışlardı, bizler de tadı damağımızda kalan Laterna'nın keyfini Araf'ta sürmeye devam ettik. Laterna ile yaşadığımız keyifli dakikaların mimarı olan müziklerin atlında rembetika, laika; xasapiko, tsiftetelli, kalamatia,...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Sokakta Şenlik 3’ten Geriye Kalanlar</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-08-21T08:10:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/sokakta-senlik-3-ten-geriye-kalanlar/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/sokakta-senlik-3-ten-geriye-kalanlar/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Sokakta Şenlik 3’ten Geriye Kalanlar]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Bir sokak vardı, içinde dans edilen; bir sirtaki bir tango. Bir sokak vardı, şövalede resimler, çizimler ve kolaj çalışmalarının sergilendiği. Kiminin yerde santurunun tınıları yükselirken kiminin ateşi, üç topu yükseklerde şekil buluyordu. Bir sokak daha vardı sahnede nice grupların, sanatçıların yer aldığı konserlerle şenlenen. Kimi sokaklarda da yorgunluktan bitkin düşen, oturmuş soluklanan, karnını doyuran, başını ilk yasladığı yerde gözlerini kapatan gönüllüler vardı. Geçtiğimiz yıllara nazaran daha dar alanda ama daha dolu dolu bir şenliği daha geride bıraktık; hem içeriğiyle hem katılımcısıyla. Geride bırakılan sadece adıyla bir "sokakta şenlik" değildi elbet. Beraberinde bir çok tanışıklık yeni arkadaşlıklara, yeni dostluklara ve hatta yeni aşklara yelken açarken, kimisi için sahnede yer alan bir grubu ya da sanatçıyı ilk defa dinliyor/izliyor/tanıyor olmanın sevincini yaşamasıydı geride kalan. Kimisi de sokakta öylesine yürürken girdiği bu cümbüşün içinde, katılım gösterdiği bir atölyede edindiği deneyimin hayatının en güzel anı olarak değerlendirirken, kimilerinin de sadece olanı biteni izleyen ama anlam...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Sokakta Şenlik 3 Başlıyor</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-08-07T15:35:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/sokakta-senlik-3-basliyor/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/sokakta-senlik-3-basliyor/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Sokakta Şenlik 3 Başlıyor]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Sırt çantasını aralıyor. Gitarını, tuvalini, kısa filmini, karakalemlerini, davulunu, maskesini, hayallerini… kısacası evde nesi varsa onu koyuyor. Ve elbette bir dolu umut. Belki biraz da ekmek arası domates peynir. Çünkü uzun bir gün olacak. Uzun üç gün olacak! İnsana inanan, sanata inanan, ama elbette sokaklara, sokakların gücüne inanan bir sürü genç İstiklal Caddesi’ne doğru yola çıkıyor. Aslında hepsinin sırtında çanta yok. Kimisi de yalınayak. Kendi var ya, yeter. Sokakları mesken tutmaya geliyorlar. Hepsi çantasını ve yüreğini açıp serecek, sonra da “Hadi” diyecekler oradan geçenlere: “Hadi, benimle oyna!” Genç sanatçıların girişimleri ve Hangar Sanat Derneği’nin desteğiyle gerçekleşen “Sokakta Şenlik” ilk kez 2007’de yapıldı ve bu yıl üç yaşına giriyor! Büyüdükçe daha muzip, daha kıpır kıpır ve daha sevgi dolu... İnsanların sadece izleyici olmasını istemiyor. Çünkü inanıyor ki hepimiz oyunun, sanatın ve elbette sokağın parçasıyız. Kapalı kapılar yok. Bu yıl hem yurtiçinden hem yurtdışından gelen yüzden fazla sanatçı, 14- 16 Ağustos tarihlerinde İstiklal’i,...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Sun.Day.Sky ile santralistanbul!</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-08-03T21:50:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/sun-day-sky-ile-santralistanbul/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/sun-day-sky-ile-santralistanbul/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Sun.Day.Sky ile santralistanbul!]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[İlk girdiğim günden bu yana santralistanbul'a olan sempatim her geçen gün artıyor. Hem yeşillik içinde olması hem de modern tasarımı ve nostaljiyi bir arada barındırması ile. Eğitim kalitesine olan hayranlığımla da içimde doğan yeniden okuma isteği ile. Sonraları projeler, eğitim çalışmaları, ilk festival etkinliği ile GePGeNç FeSTiVaL ve ardına Efes One Love Festivali ile yolumuz çok kesişti. Sonraları da durmak bilmeyen santralistanbul etkinliklerine geçtiğimiz hafta sonuda Sun.Day.Sky eklendi. Önce posta kutuma aldığım sonra facebookta rastladığım ve en nihayetinde web sitesini ziyaret ettiğim sun.day.sky'da ilk ilgimi çeken geçtiğimiz haftalarda ilk defa dinlediğim Sattas gurubununda sahne alacak olmasıydı. Diğer bir grup ise tanımadığım Portecho. Hem Sattas'ı yeniden canlı performansı ile dinleyebilme fırsatı ile hem de Portecho'nu nasıl bir müziği olduğuna dair olan merakım ile etkinliklerim arasına girdi sun.day.sky ve dolu dolu keyifli bir hafta sonu geçirmemi sağladı. Özellikle Tan Tunçağ ve Deniz Cuylan ikilisinden oluşan ve 2005 yılında kurulan Portecho, müzik tarzları ile beni kendilerine hayran ettiler bile....]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>3G Bayrağı Ellerimde Dalgalanırken</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-08-01T08:40:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/3g-bayragi-ellerimde-dalgalanirken/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/3g-bayragi-ellerimde-dalgalanirken/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Turkcell 3G Curcunası için 3G bayrağı ellerimde dalgalanırken poi performansı sergilemek.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Uzun bir aranın ardına Merhaba Dünya derken, aranın aralığındaki durgunluğumda doğal olarak poi ve juggling çalışmalarım da yer almadı hiç. Merhaba ile birlikte ilk yaptığım şeylerden biri de YouTube girmek (neredeyse varlığını bile unutmuşum yasakalardan dolayı) ve poiart kullanıcı adı altında poi ve juggling ile ilgili videoları derlemiş ve bir sürü listeler yapmıştım. Sadece videoları derlemekle kalmadım yepyeni performansları da izleyerek hayretlere düştüm. Hayretlere düşüp durmak var mı? Tabiki hayır! Bir yandan da eski videolara bakıp hafızamı tazelerken bir yandan yeni videolarla poi koreografilerinde hayat bulan her bir (yeni) hareketin nasıl da geliştiğine şahit olmak ayrıca heyecanlandırdı beni. Yeni hareketler, bildik sanatçıların yeni performansları, hatta geliştirilen yeni ürünler... Almış başını gitmiş geride bıraktığım bir yıl içinde. Nitekim bense bir yıl önce kendimi bıraktığım yerin biraz ötesindeydim. Yeniden ortalıklarda görünmeye, poi ile ilgilenen arkadaşlarımla buluşmaya ve yeniden poi'li buluşmalar yapmaya başladık. Kimi etkinliklerde de, orda burda poi performansları sergilemeye başladık. Poi performansı sergilemek konusunda da daha önceleri...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Turkcell’le Bağlan 3G'ye</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-07-31T11:30:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/turkcellle-baglan-3g-ye/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/turkcellle-baglan-3g-ye/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Yükselk hızlı mobil internet için Turkcell’le Bağlan 3G'ye...]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Uzunca bir süredir sabırsızlıkla beklediğimiz, reklamlarından bıktığımız, hayatımızı kolaylaştırıcak ve cebimize kablosuz MB seviyelerinde internet girecek diye yine aynı cebimizi sömürecek olan üçüncü nesil GSM hizmetidir 3G. Daha perşembe gecesine girerken ben de telefonuma heyecanla baktım nasılmış şu 3G diye. Ne gece yarısını geçtiğinde ne de sabah görmedim 3G'yi. Bu sözlerim de taahütlü kullanıcılara gelsin, Turkcell 3G için önceden anlaşma yapıpta 3G hizmete girdiğinde bağlantı hızları aktif olacaklar için yine de Turkcell'i arayıp 3G'ye kayıt olmak istiyorum demeliymişiz. 3G'ye kayıt olmak için verdiğimiz talimat elbette ekstra bir ücrete tabi değil. Sadece 3G'nin aktif olması için gereksiz bir süreç, belkide bu paketlere sahip olupta 3G'yi ne kadar takip ettiğimiz ve ne kadar istediğimizi ölçmek için kullandıkları bir yöntem. Asıl sevindirici olay da 3G kullanımı için kayıt bırakmak istediğimizde müşteri hizmetlerinin mevcut 3GB'lik kotamızın bağlantı hızının artması ile hızlı bir tüketim söz konusu olacağı gerekçesi ile kotanın otomatik olarak ücretsiz 6GB'ye yükseltildiği haberini almak... Yoğun bir film indirme tutkunu...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Rock’n Coke ’09’da Hafızama Kazınanlar</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-23T17:00:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-hafizama-kazinanlar/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-hafizama-kazinanlar/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Rock’n Coke ’09’da Hafızama Kazınanlar]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Muzik dolu, eğlenceli, sürprizlerle, rengarenk, sıcak ve deli-dolu geçen iki gün. Hayranı olduğum sanatçıları canlı canlı izlediğime/dinlediğime mi sevineyim? Bir çok arkadaşımı bir arada gördüğüme mi? Yeni tanıdığım sanatçılara mı? Kalacak yer bulamayıpta basın odasında yan gelip yattığıma mı sevineyim yoksa basına yapılan özel muameleye mi? Ne hafta sonuydu ama!? Özelikle The Prodigy ve Linkin Park için festival alanında olmayı çok istesemde, Duman'dan Çilekeş'e, Sakin'den Hayko Cepkin'e, Emre Aydın'dan Aylin Aslım'a, Manga ve Cartel'den Fairuz Derin Bulut'a kadar bir çok sanatçıyı bir arada görmek beni pek mutlu etti. Ayrıca unutmamak gerek ki daha önce dinlemediğim, görmediğim, duymadığım bir kaç sanatçıyı da müzik dağarcığıma dahil etmiş oldu Rock'n Coke; Razorlight ve Kaiser Chiefs listelerime yeni dahil ettiğim sanatçılar olsa da bunların dışında Türkiye'de roots raggae müzik yapan ilk grup Sattas ve her ne kadar ses sisteminde bir takım ayarsızlık/arıza olmasına rağmen kulağımı tırmalasada zaman zaman, Nine Inch Nails aklımda yer edinenler arasında. Hiç birşey değil de, The Prodigy ve...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Rock’n Coke ’09’da İkinci Gün</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-19T10:05:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-ikinci-gun/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-ikinci-gun/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Rock’n Coke ’09’da İkinci Gün]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Türkiye’nin en büyük açık hava etkinliği Rock’n Coke'ta son gün. Yıllardır sabırsızlıkla beklenen rock dünyasının en büyük gruplarından Linkin Park nihayet bugün sahne alıyor. Dün gece ise The Prodigy beş yıl aradan sonra sevenleriyle buluşurken, yaklaşık bir buçuk saat süren enerjik sahne performansıyla on binlerce hayranına unutulmaz dakikalar yaşattı. Juliette Islattı, Jane’s Addiction Büyüledi! Glam kostümüyle sahneye fırlayan Juliette Lewis, hem kendine hem de hayranlarına sahne önünden su sıktırarak herkesi serinletti ve çılgın bir eğlence yaşandı. Konserinin sonunda üzerinde sadece bikinisiyle hayranlarını selamlayan Juliette, “Dünyanın her yerinde konser verdim ama Türk hayranlarım gibisini görmedim” diye bağırdığı hayranları tarafından dakikalarca alkışlandı. Rock dünyasının dev isimlerinden Jane’s Addiction, genç rocker’lara taş çıkaracak bir performans sundu. Kendilerine özel sahne tasarımı ve 70’lerin glam-rock kostümlerini andıran kıyafetleriyle Jane’s Addiction konseri de festivalin unutulmazları arasındaydı. Festivalin unutulmazları Nine Inch Nails ve The Prodigy oldu! Muzik dünyasının bir dahi olarak kabul ettiği Trent Reznor ve ekibi Nine Inch Nails, gerçek bir...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Rock’n Coke ’09’da İlk Anlarım</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-18T14:30:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-ilk-anlarim/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-ilk-anlarim/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Rock’n Coke ’09’da İlk Anlarım]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Geçen sene hatırlıyorumda Efes One Love'daki Balkan fırtınasına epey kaptırmış ve eğlendirmiştim kendimi santralistanbul'da. Belkide geçen senin kendi adıma en güzel zamanlarıydı. Bu yaz oldukça durgun, iş ve sosyal çalışmalar açısından pek yoğun geçerken eğlendiğim tek şey açılışlar, davetler, kokteyller v.s. Yine de Rock'n Coke'a da adım atamasaydım çok üzülürdüm. Daha bu sabaha kadar evde oturmuş internet başında hafta sonunu festivalsiz ve yalnız geçirmenin burukluğu ile sıkılarak geçiriken hızla gelişen bir kaç olay ile kendimi bir anda Rock'n Coke kapılarında buldum. Ne yazıki basın akreditasyonu için geç kalmış ve davetiye bulmak için bir kaç koldan çalışmış olsam da İstanbul Park'a adımımı attığımda derin bir nefes aldım. Üstelik kısmetimizde yine de basın bilekliği ile girmek varmış festivale. Üstelik bu satırları da basın odasından yazıyorum. Elbette katkısı olan arkadaşlarıma da teşekkürlerimi sunmadan edemeyeceğim. Rock'n Coke'a henüz daha önce gitmemiş olmamın şu anda bende yarattığı ilk heyecanı da ayrı güzel. İstanbul Park'taki bu müzik dolu güzelliğe şahit oluyor olmaktan...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Rock’n Coke ’09’da İlk Gün</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-18T13:20:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-ilk-gun/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/rockn-coke-09-da-ilk-gun/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Rock’n Coke ’09’da İlk Gün]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Coca-Cola tarafından Pozitif organizasyonuyla İstanbul Park'ta düzenlenen Türkiye’nin en büyük açık hava müzik etkinliği Rock’n Coke 17 Temmuz günü kapılarını açtı. Dün akşam 18:00'den sonra gelmeye başlayan kampçılara bugün gelenlerin de eklenmesiyle festival alanında 2 gün sürecek hareketli hayat başladı. Dün 21:00'den itibaren de ilk olarak Bora Uzer ve DearHead Coca-Cola zero sahnesindeydi. Sabahın ilk ışıklarıyla festival alanındaki yoğun hayat başladı. İlk konserler başlamadan önce profesyonel kaykaycılar tarafından gerçekleştirilen kaykay gösterisine yoğun ilgi vardı. Tüm gün açık olan video oyunu alanları, lunaparktaki Ranger ve Crazy Dance gibi aktiviteler festival alanındaki biz binlerce müziksevere konserlerden arta kalan vakitlerimizde eğlenceli zaman geçirmemizi sağlayacak birçok seçenekten sadece birkaçı. Bugün ise Ana Sahne’deki konserler, Aylin Aslım’ın 14:00’de sahne almasıyla, Coca-Cola zero Sahnesi’ndeki konser serisi ise 12:00’de Saltuk Erginer ve Karga Sürüsü’yle başlayacak. Festivalde Vodafone ile 3G deneyimi Her ne kadar yıllardır bir Turkcell kullanıcısı olsam da ve 3G teknolojisini Turkcell farklı ile yaşayacaksam da Rock’n Coke’ta dünyada 3G teknolojisinin öncüsü ve mobil iletişimin yenilikçi...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Hepsi Birarada</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2009-07-17T00:50:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/hepsi-birarada/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/hepsi-birarada/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Hepsi Birarada]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Yoğunum kaç zamandır, onca sessizlik ve durgunluk ardına beklemediğim bir karmaşanın içine savurmuş gibi kendimi. Yorgunum hiç olmadığı kadar da ve daha çok kafadan, oysa yapabildiklerim yapacaklarım arasında devede pire gibi. Mutsuzum üstelik, emeklerim(!), özverim(!), kullanılmasına göz yumuyorum; dahası "savunamıyorum" ve körmüşüm gibi görmezden gelerek. Üstelik huzursuzum da, o kadar derin! Üzgünüm, hem yakınken bu kadar, bir o kadar da uzak; özlüyorum! Hatırlıyorumda bir zamanlar ne kadar yoğun olabileceğim ve her şeyin üstesinden nasıl gelebileceğim ile ilgili kritiklerimi yapardım. Kendi kendime "bunun bir sonu olmalı" derdim. Aynı anda yapılabilirler kapasitemin kendi kendimi hayretler içinde bıraktığı zamanlarda... Oysaki mesele ne kadar "çok" olduğu değil, ne kadar "dengeli" yürüdüğüydü her birinin. Dengeyi kavrayana kadar da yaşadığım üç-dört farklı sonun sonucunda, ağır "darbe"nin ardına uzunca bir ara vermiştim karmaşa(ları)ma, "ne kadar"larıma. Hallice darbe işte; ağır bir yıkım gibi, toz bulutunun dinmesinin arındından moloz yığınlarının tahliye edilmesine kadar. Ve kendi tasarımınızı hayata geçirmenin verdiği heyecan...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Melekler &amp; Şeytanlar</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-13T08:35:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/melekler-seytanlar/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/melekler-seytanlar/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Melekler &amp; Şeytanlar]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[İstanbul sıcak ve neminin bunaltıcı etkisinden kaçmaya çalışırken yolun sonunu İstinyePark'ta bulduğum sinema günlüğümün ikinci filmi Tom Hanks'in başrolünde olduğu Melekler ve Şeytanlar (Angels &amp; Demons) oldu. Müzede Bir Gece 2'den daha çok izlemeyi istediğim bir film olarak bende yer edinmiş ve üstüne kaçırmış olmaktan dolaylı da nedense üzüntü duymuyordum. Heleki filmin perdeye yansıdığı salon  küçük ve sürekli kapısı açılan bir salon olursa iki gramlık keyfinizi de kaybediyorsunuz. Filmin kendisine gelmeden önce hatırlatmadan edemeyeceğim bir diğer hususta yağmurdan kaçarken doluya tutulmakla ilgili; her ne kadar sıcak ve nemden rahatsız olduğum bir cumartesiye başlamış olmanın ardını sinema salonlarında donarak günü geçirmek benim için traji-komik bir olay olsa da keşke üstüme birşey alsa mıydım yoksa klimanın ayarını fazlamı kaçırmışlardı onu bile düşünemedim. Üşüyerek izledim filmleri. Bu filmle birlikte aklıma takılan bir hususta kitaptan beyaz perdeye uyarlamalar sırasında farklılıklar olsun olmasın, ister önce kitabı okumuş olalım ve sonra filmi izleyelim, ister tam tersini yapalım. Ya da bazılarımız kitabı okumadan...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Müzede Bir Gece 2</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-12T08:20:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/muzede-bir-gece-2/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/muzede-bir-gece-2/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Müzede Bir Gece 2]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Dün havanın sıcaklığı ve cumadan gelen nem'in baskısı ile bir hayli bunalmışken evin içinde. Bir an için bilgisayarın başından kalkmadan internetten biletix'e bakıp AFM İstinyePark'taki sinemalar arasında iki filmin "Haftanın Filmi" sıfatında bilet fiyatlarını 5TL den görünce hem izlemediğim, hemde ucuz geldiğinden serin bir ortamda bu filmleri aradan çıkarmak mantıklı geldi bir an. Filmlerden birincisi hala IMAX sahnesinde de gösterime devam eden Müzede Bir Gece 2 (Night at the Museum: Battle of the Smithsonian). Bu film ile ilgili pek sıcak görüşlerim yok, pek kanım ısınmadığından olsa gerek ama birazcık olsun objektif bakabildiğim kadarıyla serinin ilk bölümünü hatırlayınca, ehh ikincisinide mi yaptılar bunun ne gerek var demiştim; ne yani şimdi bu 3-4-5 diye devam edecek mi; Müzede Gece Maceraları diye. Ama hayır öyle değil. İlkine nazaran daha zengin eser yelpazesi ile ufkumuz genişlerken, başarılı efektler ve yeni karakterler ile senaristlerin yaratıcılıkları bu bölümde filmi daha sürükleyici bir hale sokmuş. Her ne...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Klimalı Dolmuş</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2009-07-10T20:00:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/klimali-dolmus/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/klimali-dolmus/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Klimalı Dolmuş]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Daha bunlar birşey değil ama bu sıkcaklarda eriyip giderken hep aklıma Mardin gelir. Çünkü ilk 2006 yazında güneydoğu taraflarında gezinirken (Van, Muş, Siirt, Bitlis, Tatvan, Diyarbakır, Mardin, Midyat, Hasankeyf) anlamıştım "nem" denilen faktörün insan üzerindeki o dayanılmaz, bunaltıcı, nefes daraltan etkisini. Oysa ki sıcaklıklar hayatımda hissedemeyeceğim kadar yüksek olmasına rağmen. İstanbul'a her ne kadar dokuz yaşımda gelmiş ve hayatımın büyük bir kısmını burada geçirmiş olsam da Türkiye'nin dört bir yanında gitmediğim şehir kalmadı denecek kadar da seyahatlerim oldu. Her biri en fazla on günü geçmeyen seyahatler. Genel'de de turistik olmayan; eğitim, toplantı, festival, iş, gönüllük v.s. ama en turist olduğum, gezdiğim, tozduğum ve dışarıdaki havayı soluyarak geçirdiğim yegane seyahetlerim güneydoğuda geçirdiğim üç-dört haftaydı. Özellikle Mardin'deki hava, konakladığım zamanlarda ve oranın bende bıraktığı sıcaklık etkisi ile (ki bu zamana kadar gördüğüm en yüksek sıcaklık olmasına rağmen; 40'ın üzerindeydi) terlemediğim, rahatsızlık duymadığım, nefes alabildiğim bir havaydı... Havanın güzelliği ise orada yaşarken anlaşılan...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Buz Devri 3 - Dinozorların Şafağı</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-07T08:35:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/buz-devri-3-dinozorlarin-safagi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/buz-devri-3-dinozorlarin-safagi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Buz Devri 3, Dinozorların Şafağı'nda maceraya hazır mısınız?]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Her ne kadar "Buz Devri 2: Erime Başlıyor" ile serinin ilki olan "Buz Devri" (Ice Age, 2002)'ne göre beklentinin altında bir animasyon ortaya konulmuş olması, serinin hayranlarında "Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı"'nın da daha kötü olacağı ile ilgili endişelere neden oluyordu. Fragmanlara baktığımızda ise içimize sular seller serpiliyor. 3D ise tamamen arka plandaki bir etken bence. Buz Devri 3: Dinazorların Şafağı ise ilk ikisine nazaran daha başarılı; eğlenceli, kaliteli, kadrosuyla zengin, kurgusuyla da gelecek seriler için katkı sağlayan bir etki yaratıyor. Üstelik bu seri ile üç boyutlu (3D) özelliği bazı sevenleri daha da heyecanlandırıyor. Üç boyut ne kadar gerekli her ne kadar tartışılır bir konu olsa bile olmasaymışta olurmuş demeden edemiyorum. Belki bir sonraki serinin devamı olacak animasyon için üç boyut konusunda daha etkili çalışılmalı. Ancak senaryo açısından "Buz Devri Maceraları" yakıştırması bu bölüm ile Buz Devri serisi için farklı bir duruş sergiliyor. Zira nereye kadar böyle devam edebilir, bunun ötesinde birşey...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>En Yalınından Yalın Konseri</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-07-07T01:30:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/en-yalinindan-yalin-konseri/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/en-yalinindan-yalin-konseri/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Evet, Yalından sevdiğim parçalar var; Meleklerin Sözü Var, Alışmak Zorundayım, Sahte gibi. Yine de bu kadar da en yalınından Yalın konseri beklemiyordum.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Meleklerin Sözü Var, Alışmak Zorundayım, Sahte, Herşey Sensin parçaları favorilerim arasında listelerimde. Yalın'dan. Ve Yalın'ı bu zamana kadar canlı dinleme fırsatı edinememekle beraber konser/sahne performansı hakkında da en ufak bir fikrim yoktu. Ama beklentim vardı, neye kıyasla onu da bilemiyorum... Gerekli mi? Ona da cevabım hayır! Zira bildiğim kadarı ile işte, televizyonlardan, radyolardan, müzik çalarlarımdan bildiğim kadarı ile. Sadece basit bir beklenti. Ama bilirimki beklentiler(im)in karşılanmadığı yerde hayel kırıklığı vardı. Nitekim geçtiğimiz cuma akşamı da Turkcell Kuruçeşme Arena'da da böyle oldu benim için. Sadece benim için mi böyle, hayır! Yanımda olan, konuştuğum, gördüğüm kadarı ile genelleyebilirim. Aslında bu satırları yazarken bir kaç link daha tıklayıp daha öncesi ile ilgili herhangi bir araştırma yapmadım ama Yalın'ı dinlemeye gittiğim bir konserde gitaristinin, vokallerinin (ayrı ayrı -iki kişi-) yabancı şarkı söylemeleri adetten bile olduğunu düşünerek kendimi avutsamda -ki bence kötülerdi- her ne kadar Yalın molasını verirken hayranlarını (ya da sadece konser alanında bulunanları mı demeli)...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Karışıklık Ne de Güzelmiş</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2009-06-29T18:30:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/karisiklik-ne-de-guzelmis/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/karisiklik-ne-de-guzelmis/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Karışıklık ne de güzelmiş meğer, eğer tüm arşivinizdeki listelerde yer alan şarkılar özenle seçilmiş şarkılarsa... İşte bana olan da tam da bu.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Bir süredir iPhone ile iPhone 3.0 yazılım güncellemelerinin getirdiği yeni özelliklerin tadını çıkarırken bazı konularda hala sıkıntı yaşamak mümkün olmuyor değil. Nitekim Bluetooth kulaklığım ile müzik dinleme keyfine kulaklığım üzerinden başlat/durdur dışında ileri/geri butonlarının da çalışarak tam kontrolü sağlanmış olsa şahane olacak(tı). Zira bu sabah kulaklığımı takıp, açıp, play butonuna bastığımda ilk gelen şarkı genelde son dinlediğim çalma listesinden bir parça olurdu, eğer listeden çıkmadıysam. Ama çıkmış olsam gerek ki acoustic liste yerine Yeni Türkü'den Maskeli Balo çalınca önce şaşırdım, sonra müdahele etmek için elimi cebime atacaktım ki şarkıdan keyif alınca şarkıların ardı sıra güzelliklerinden ötürü işyerime varana kadar tüm listelerde karışık modundan çık(a)madım... İstesem bu kadar güzel sıraya dizemezdim parçaları herhalde. Classic rock, trip-hop, nostalji, pop, electronic, country, acoustic, score ve soundtrack listelerimden gelen gelişi güzel 30-40 dakikallık müzik keyfi ile keyfim daha bi yerine geldi. Ne diyelim, sanırım bir dahaki sefere tekrar tekrar deneyip, daha sonra son çalınanlar listeme erişip...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Boğaz Havasında Sinema Keyfi</title>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <pubDate>2009-06-20T21:20:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/bogaz-havasinda-sinema-keyfi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/bogaz-havasinda-sinema-keyfi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Turkcell, Kuruçeşme Arena'nın kapılarını boğaz havasında sinema keyfi için açıyor.]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Geçen hafta başında akşama doğru telefonuma gelen sms ile bir anda çift kişilik bilete 10 TL'den sahip oldum. Bu biletler ise Turkcell Kuruçeşme Arena'nın kapılarını boğaz havasında sinema keyfi için açar oldu. Film ise Terminatör Kurtuluş'tu. Bu hafta da çarşamba günü perdeye yansıyan Adamım Benim'di... Tüm bunların hepsi tabiki gnçtrkcll tarafından organize ediliyor. Hatırlarsınız yakın bir zamanda da gnçtrkcll'nin "Sinema Sezonu" sona ermişti. Ne güzel ki gnçtrkcll'nin "Sinema Sezonu"daki "2. Bilet Bedava" güzelliği "Boğaz Havasında Sinema Keyfi" kampanyasında da devam ediyor... Program 08.06.2009 - Terminatör Kurtuluş 17.06.2009 - Adamım Benim 09.07.2009 - Buz Devri 3 23.07.2009 - ? 30.07.2009 - Taking of Pelham (ön gösterim) 06.08.2009 - ? 13.08.2009 - G.I. Joe 20.08.2009 - ? Ayrıca, Turkcell Kuruçeşme Arena kapıları gnçtrkcll'lilere saat 20:00'de açılıyor. Biletinizi cepten satın almak için “Bilet” yazıp 8007’ye gönderiyorsunuz. 10 TL / 67 kontör karşılığında çift kişilik biletiniz cebinize geliyor. Cebinize gelen mobil bilet mesajını saklamayı unutmayın çünkü sinemaya girerken ihtiyacınız olacak. Biletler sınırlı(ymış) Acele etmek gerekiyormuş ama ben...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Maraton Başlıyor</title>
      <category>Teknoloji</category>
      <pubDate>2009-06-19T07:30:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/maraton-basliyor/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/maraton-basliyor/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Hatırlıyorumda ilk web sayfamı yapalı çok zaman olmadı. Yine de bazı konularda geç kaldığımı düşünsem de benim için asıl şimdi Maraton Başlıyor...]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Hatırlıyorum da ilk web sayfamı yapalı çok zaman olmadı. Her ne kadar bir programcı olmak için hep geç kalmış olduğumu düşünsemde! Zira html ile ilk kodlarımı Frontpage üzerinde html ile başladığımda sanırım bilgisayarın başından üç gün boyunca kalkmamıştım ve bunların hepsi aberelektronik sayfası içindi. Sonra arkası geldi zaten 2003 yazından buyana. Bu sırada bir çok sayfa açtım kapadım. Nitekim yaptıkça öğreniyor öğrendikçe daha iyisini yapıyor ve daha çok öğreniyorken bir yol çizmeden bu işler bir hayli karmaşık ve zor oluyor. Başlangıçtan sonraki üç yıl boyunca bir çok açık kaynak kodlu çalışmalar ile ilgilenmiş ve testler yapmışken yolumu bir "İçerik Yönetim Sistemi" olan Joomla ile birleştirdim. Tabi, sıklıkla kullandığım açık kaynak kodlu yazılımlar sadece Joomla'dan ibaret değil. Joomla'dan sonra galeri alt yapılarında Gallery2, forum alt yapılarında da SMF ile çok çalıştım. Tüm bunlar, açık kaynak kodlu sistemler yanında PHP bilgisini getirdi bana. PHP'yi de ölece oturup kodları kurcalayarak öğrenmekte pek mümkün...]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Yaşanmamış Yaşam</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2008-10-11T08:50:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/yasanmamis-yasam/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/yasanmamis-yasam/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Henüz yaşanmamış bir zamanda keşfetmem için beni neler bekliyor?]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Henüz yaşanmamış bir zamanda,
Keşfetmem için beni neler bekliyor?

Hangi hayeller sislerin içinde sürükleniyor,
Hangi bilinmedik zirveleri örterek?

Benim için hangi mim sergileniyor,
Ve ben hangi kısmını oynayacağım?
]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Pnömo-hayat</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2008-10-11T08:40:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/pnomo-hayat/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/pnomo-hayat/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Yaşamla ölüm arasında gidip gelmenin düşüncesi bile...]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Taburcu oldum nede olsa,
Tam da bundan bi yıl önce bugün.

Ve dün, yine oradaydım.
Göğsümde yinelenen ağrılar,
İçimde ise derin bi endişe.

Ve dün, yine benzer duygular.
Hiçte hoşuma gitmeyen
ve huzursuz eden!

Ve dün, yolunu gözledim dört gözle,
Bu sefer bi yılımı katlettiğim dokunduklarıma
İçimdeki deformasyonu da katmak isteyerek!

Yine de yokmuş bir şeyim o kadar endişeme rağmen,
Biliyor olsam da hem ne kadar da iyi hissettiğimi,
Yine de olmadığına inanarak dört gözle gözlüyorum gelişini.
]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Pnömotoraks</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2007-10-12T16:40:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/pnomotoraks/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/pnomotoraks/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Yaşamla ölüm arasında gidip gelmenin düşüncesi bile...]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Göğüs sıkışması,
Nefes darlığı,
Ve şiddetli bir ağrı.

Pazartesi akşamı,
Eve zor vardım bir iş çıkışı.

İftardan hemen önce,
Yemek yiyemeden bindik bir taksiye.

Önce Kağıthane devlete,
Sonra da Şişli Etfal'e,
Ardından Okmeydanı acile,
Acilde acil cerrahi bir müdahale.

Uzandı bir hortum akciğerime,
Ucunda bir tüp yol oldu içime,
3 gün yetti bana Yedikule'de...

Şimdi ise evdeyim,
Taburcu oldum nede olsa,
Yata kalka dinlenmekteyim.
]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
      
    <item>
      <title>Facebook Çılgınlığı</title>
      <category>Yaşam</category>
      <pubDate>2007-10-04T20:30:00+03:00</pubDate>
      <guid isPermalink="true">https://ersinyilmaz.co/blog/facebook-cilginligi/</guid>
      <link>https://ersinyilmaz.co/blog/facebook-cilginligi/</link>
      <author></author>
      <description><![CDATA[Facebook'ta uygulama çöplüğünden kurtulma zamanı...]]></description>
      <content:encoded>
        <![CDATA[Bugün canıma tak etti sonunda,
Girdim hızlıca Facebook'a,
Dayanamayıp daldım
Bütün uygulamalara.

Kaldırdım birbir hepsini.
Düşünmeden,
Üşenmeden,
Çekinmeden.

Gülerek...
Oh be diyerek :)

Ooh bee?!
]]>
      </content:encoded>
    </item>
      
    
  </channel>
</rss>
